Deneme 2 dk okuma

Sevgiye Doyumsuzluk

İnsan, sevgiye aç doğar. Daha ilk nefesinde, minicik elleriyle hayatın sıcak bir köşesine tutunmaya çalışır. Annenin şefkati, babanın koruyuculuğu… Hepsi birer avuntu ama asla tam bir doyum değil. Çünkü insanın kalbi, sevgiyle dolduğunu sandığında bile hep biraz daha fazlasını ister. Ve işte burada, sevginin tatlı zehri başlar damarlarında dolaşmaya.

Hiç düşündün mü? Sevdiğini sandığın insanlara aslında ne kadar bencilce yaklaşmış olduğunu? Birini sevdiğinde gerçekten onun mutluluğu için mi sevdin, yoksa o seni sevdiğinde kendini değerli hissetmek için mi? “Seni seviyorum” dediğinde, yüreğinin derinliklerinde o sevginin geri dönüşünü beklemedin mi? Bekledin. Her insan gibi. Çünkü sevgi, tek taraflı yaşanamaz. Ama bu beklenti, insanı sevginin kölesi yapar.

Sevdin… Peki, yetti mi? Bir kere “seni seviyorum” demesi yetti mi? Hayır. Yetmedi. Her gün, her an, her bakışta yeniden hissetmek istedin. Çünkü insan, sevgiye doyamaz. Doyduğunu sandığında bile içini kemiren bir şüphe kalır: “Ya artık sevmezse?” İşte tam da bu korkudur insanı sevgiyi tüketmeye iten. Sevgi büyütülmesi gereken bir çiçekken, ona sahip olma hırsı köklerini çürütür.

Ve sonra… İhanetler başlar. Fiziksel değil belki ama duygusal. Sevginin yetmediği yerde gözlerin başka kalplere kayar. “Beni o anladı”, “O daha çok değer verdi”, “O, beni hak ettiğini hissettirdi” dersin. Oysa kimseyi daha çok sevdiğinden değil, sadece kendi boşluğunu dolduracak yeni bir yudum sevgi arayışından. Ama ne acıdır ki, bir sevgi bitip bir diğeri başladığında, o açlık hiç dinmez. Çünkü sorun sevginin azlığı değil, senin içinde hiç dolmayacak olan o dipsiz kuyudur.

Belki şimdi düşünüyorsun… Geçmişte sevdiğin insanları, sana değer verenleri, sana ihanet edenleri. Ama şunu bil: Seni asıl acıtan, birinin sevgisini kaybetmek değil, o sevgisizliğin içinde kendi değersizliğinle yüzleşmekti. Sevgiye doyduğunu sandığın her an, aslında daha da açtın. Çünkü sevgi, başkasından gelerek değil, içinde var olarak insanı tam eder.

Şimdi, bir an dur ve düşün. Gerçekten sevmiş miydin? Yoksa sevginin sıcaklığında kendi yalnızlığını mı ısıtmaya çalıştın? Eğer cevabın seni rahatsız ediyorsa, bil ki sevgiye doyumsuzluğun seni sadece daha fazla acıtacak. Ve bu acıdan kaçış yok… Ta ki bir gün, sevginin sana ait olmadığını, sadece içinden taşan bir his olduğunu fark edene kadar.

O zamana kadar ise her sevgi, her aşk, her ihanet, içinde yankılanan aynı boş çığlık olarak kalacak: “Yetmedi… Asla yetmeyecek.”

Yorumlar

    Yorum yazın

    Yorumlar onaylandıktan sonra yayınlanır. Adınız ve yorumunuz herkese açık görünür. IP adresiniz kaydedilmez.