Yeniden Doğmak
Birinin sizi mutlu ettiğinde çevrenizden gelen tepkileri hatırlayın. “Yüzüne renk gelmiş.”, “Baya toplamışsın kendini.”, “Gülmeye başlamışsın.” Sayısını bilmediğiniz kadar bu şekilde pozitif tepkiler aldığınızı fark ettiğinizde yüzünüzde yine bir gülümseme oluşuyor sanırım. Peki, bu yeniden doğuşunuzun kaynağını fark ettiğinizde neler oluyor? Ya da şöyle sormak gerekirse; yeniden doğduğunuzu nasıl anlıyorsunuz? Benim kendi içimde verdiğim cevabım, bir rakı masasında bir şeyler konuşurken bir çift gözün beni hiç sıkılmadan izlediğini fark edip hissetmemle başladı. Evet, yolda yürürken durup baktığınız insanın sizin yeniden doğuşunuz olduğunu görebildiğinizde yüzünüzde tarif edemeyeceğiniz bir gülümseme oluşabiliyor. Oysa çevrenizdeki insanlar sizi asık suratlı Yeşilçam’ın kötü karakteri gibi görebiliyorken, bir anda mutluluğunuzu fark etmesi ile aslında yeniden doğduğunuzu onlara da anlatabiliyorsunuz. Yeniden doğmak demişken, sevildiğini hisseden ya da sevebilen insanların salgıladı dopamin hormonu salgıladığını biliyorsunuz? Bu hormonun çok garip bir özelliği:
- Sarılmak
- Gözlerinin içi parlaması
- Yüksek heyecan
Yukarıda saydığım özellikler sizi ele verir. Aslında her zaman ele vermez; bu gibi durumlar, bulunduğunuz ortamda sizin diğer insanların sizi fark etmesi için bu hormonun bir işaretçi olarak belirttiği durumlardır. Mesela bunları fark ettiğimde yeniden doğduğumu anladım. Sarılmayı sevmeyen biriydim ben, hatta insanların kucaklaşması bana hep garip, bir o kadar da alana tecavüz gibi gelirdi. Fakat sarılmak sevdiğim bir insanla yapmış olduğum en birincil eylem gibi geliyor bana, çünkü ona sarıldığımda kendimi güvende ve huzur içinde hissedebiliyorum. Bazı insanlar buna ten uyumu diyor, fakat ten uyumu kıyafetleri bağlamayan bir durum; oysa bizim sarılmak eylemimiz tamamıyla ruhumuzun “ne zamandır seni arıyordum” ve “buldum” cümleleri gibi geliyor bana. Mesela bu yazıyı yazarken bir sahilde otururken çekilen bir fotoğrafta parlayan bir çift gözün bana bakışı ile yazıyorum; oysa o fotoğraftan sonra gelen ayrılma çabasının ruhlarımızın birbirinden ayrılmayacağını fark etmeden yaptığımız bir eylemdi. Hepimizin yanlış verdiği kararlar ya da vermeye korktuğu kararlar olmuştur. İnsanlar ikilemde yaşamanın kabul edilebilir olduğunu savunmazlar, fakat hayatları hep ikilemden ibarettir. Okumak istedikleri okuldan tutun sevmek istedikleri insana kadar, bu ikilemleri hep yanlarında taşır. Sevdiğim kadın da bu şekilde hayatında birçok ikilemi kendi içinde düşünüp benden saklamayı tercih eder. Aslında fark edemediği, benimle konuşurken o içi parlayan gözlerini göremeyişinden kaynaklanıyor. Keza ona karşı baktığımda, benim de içimdeki bu yüksek heyecanın gösteremediğim yanı da onun bu ikilemler içinde kalmasını sağlıyor olabilir. Fakat siz şöyle düşünmeyin: Birini senden daha çok seviyor ya da bir hayat içerisinde senden daha az düşünüyor. Yaşamı için alması gereken kararlar olarak düşünebilirsiniz. Çünkü insanoğlu garip bir varlık olduğu için bazı durumları kabullenmediği gibi anlamlandıramayacak kadar da derinde görebilir. Yani açıklamam gerekirse, hayatınızda bir ikileme düştüyseniz ki konu sevgi ve aşk temalı olduğu için bu şekilde açıklıyorum; hayata yaptığınız ya da doğru olmadığını düşündüğünüz için ikilemde değilsinizdir. Daha önceden yaptığınız hataların ya da doğruların tekrarlanıp tekrarlanmayacağına olan inancınız ile ikileme düşmüş olursunuz. Herkesi aynı anda sevemezsiniz, bir omurgaya sahipseniz sevemezsiniz, ama vücudunuzu dik tutan bu omurga sizde yoksa herkese mavi boncuk dağıtıp bu aptal ikilemin arkasına saklanabilirsiniz. Konuyu dağıtıyor gibi gözükebilirim. Zira yeniden doğduğumu kendisi ile yaşamaya başladığım hayat ile fark ettiğim güzel kadını çok fazla görüp çok fazla duyma isteğim ile onunla birlikte anlatmak istiyorum. Çünkü kısa süre öncesine kadar hâlâ kendi içinde üzüntü duyduğu bir seçim yarışında beni üzdüğünü ve tekrar bu hataların olabileceği ikilemi ile ara ara uzaklara daldığını biliyorum. Aynı durumun farklı pencereden bakıldığında benim için de geçerli olduğunu, yine bir ikilem içerisinde olabildiğimi sanırım daldığımda düşünüyor olabilir. Benim için durum öyle değil; ben sadece çok fazla düşünebilen biri olduğum için onun hayatındaki çözümlerin süreçlerine kadar düşünüyor olabilirim. Peki, siz nasıl yapıyorsunuz? Yeniden doğduğunuzu fark ettiniz ve hayatınızda bu doğumun sebebi olan insan, hayvan, bitki, onun için neler yapabiliyorsunuz ya da o sizin için neler yapabiliyor? İşler karmaşıklaşıyor gibi gelebilir ya da içinden çıkamadığınız durumlar sizin duygusal ya da fiziksel olarak çökmenize, kaçma arayışı içinde olmanızı sağlıyor olabilir. Çözüm olarak bunları görüyor musunuz? Yine aynı şekilde soruyorum. Yeniden doğduğunuzda ilk aldığınız nefes ile huzurlu hissedebiliyor musunuz?
Beğendiyseniz paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.