Deneme 3 dk okuma

Beni Neden Sevmediniz

İçinde bulunduğumuz bu küçük odada yaşamımızın tüm anılarını tekrar tekrar yaşayabiliyoruz. Kendimizi kaybettiğimiz günün kendimize bulduğumuz güne bir kıyaslamasını yapmaya kalksak, sanırım kaybettiğimiz gün ağır bir darbe ile en sevdiğimiz koltuğa oturup bir yudum alırdı sevgimizden. Neye göre yaşadığımızı belirlemek için çaba içerisinde olduğumuz her fırsatta, bizim için yaşam belirtisini görmek istemeyen insanlar tarafından engellenmek için zorlu bir oyunun içerisinde buluveririz kendimizi. İnsanlar bizdeki bu aşkın gökyüzüne olduğunu fark ettiklerinde çıkar yağmur duasına, fakat ıslanmak kadar güzel olan bu yağmurun altında gülmek eylemini gördüklerinde pişmanlıklarımızı anlatmaya başlarlar bize. Kaç kez daha başarabilir insan mutlu olmayı? Bunun planını hiç yaptık mı mesela? Spontane olan bir hayat mı daha fazla yalana gömer bizi, yoksa planladığımız hayatın başarısızlıkları mı bizi yüceltir? Bu ikilemler arasında yürüdüğümüz zaman başlar her şey. İyi bir adam olamadım hayatımda, çabaladığım bu hayatın içerisinde iyiliğimin insanlık tarafından yok edilişine şahit oldu ruhum. Kendi içimde yaşadığım hapishanede tek kurtuluşumun kendimi geliştirmek olduğuna inandırdım kendimi. Ne kadar kötü biri olduğumu unutabilecek kadar çok fazla hayata dokunduğumda anladım iyi bir adam olamadığımı. Herkes için aranan adam olmanın zorluğunu fark etmeden alıştırdım hayata kendimi. Zihnimde herkese yer vardı; tüm acıları çözebilecek kadar biliyorken kendi acılarımı çözmek için çabalamadım. Ben okudum, yazdım, dinledim. Ben iyi bir adam değildim aslında, sonra fark ettim. İşte böyle başladı benim hayatım: İyi bir adam değilken iyi bir adam olmak için çabalamaya başladım. Hayatımın her anında kendim için planlar yaptığımı fark ettiğimde, aslında yapmış olduğum planlarımın bana ait olmadığını, içimdeki bu acının benim için bir çıkış arayışı olduğunu gördüm. Gökyüzü ne kadar güzeldi, onu fark ettim. Yaşamanın bir bedeli olan kayıplarımın arkasında yaşamaktansa onları hiç konuşmadan hayatıma devam ettim. Kendim için başarabildiğim tüm bu yaşamı aslında içimdeki acı sayesinde geliştirdim. İnsanlara olan korkum onları araştırmamı sağladı, hakkımda bilinmemesi gerekenleri bilmemeleri için çabaladım. Uzaktan beni görenlerin ben onlara yaklaşmadan ne konuştuklarını anlamak için çabaladım. Güvenmek zor bir eylemdir bu hayatta. Hepimiz tüm meyveleri çok severdik, fakat neden çürüdüklerine dikkat etmezdik. Çürük olmak da yalnız kalındığında neleri kaybettiğimizi hatırlatır bize. En azından ben, çürük olarak yaşadığım hayatımda çocukluğumu kaybettiğim gibi, sevmenin uçurumdan aşağı bakmadan atlamak olduğunu da öğrendim. Korkmam gereken tüm hayatımı korkularımın arkasına saklanarak yaşamamak için geliştirdim. İzlemek güzeldi; yürüyenleri, sarılanları, kavga edenleri. Herkesin bir hayali olmalıydı, verilen kayıpların bir ödüle ihtiyacı olan bu hayatta. Ben kendi etimdeki kayıplarla başladım kazanmaya. Peki, siz? Neyi kaybettiniz bu hayatta, size ait olmayan hayatınızda ne sizi üzdü bu kadar? Zaman kavramımın olmayışını dile getiririm ben. Bir planım vardır her zaman, ama zamana ihtiyaç duymam bu planlarda. Beni kısıtlayan saatin hayatımda bir aksesuardan başka bir tanımı olmadı kaybetmeye başlayınca. Soğuk bir kaldırım taşında otururken acı içerisinde öğrendim saatin çok geç olduğunu. Peki, ben her şeyi biliyorum, ya siz? Siz her şeyi bildiğim bu hayatta size ışık olabileceğimi göremeyecek kadar mı karanlığa âşık oldunuz? Neydi sizi bu hayatta korkutan? Kaçırdığınızı düşündüğünüz trenin bir daha gelemeyeceğini mi anlattılar? Bir buluşmanın bir vedanın başlangıcı olarak mı görüyordunuz? Nasıl bu kadar görmezden gelip yaşadığınıza inandırdınız kendinizi? Ben kayıplarımı saklarken siz neden kaybettiklerinizin arkasında saklandınız? İşte bundan bahsediyorum: Okurken bile düşündüğünüz korkularınızın üstüne gitmek yerine neden kaçmayı tercih ettiniz? Mesela neyi daha kaybedebilirdiniz ki çok sevdiğiniz zamanınızdan başka? Çok fazla soru sormamak gerekiyordu insanlara, çünkü onlar görmek istediklerini görmek için yaşamaya alışmışlardı. Benim gibi görmek onları ürkütüyor ya da gerçek olanı aradıklarını korkuları ile yalanlara gömüyorlardı. Kaçmak güzel bir eylemdi aslında, fakat bilmediğiniz, kaçmak şöyle dursun, yürümeye bile korkar olduğunuzdu. Peki, size bir soru sormak istiyorum şimdi: Beni neden sevmediniz?

Yorumlar

    Yorum yazın

    Yorumlar onaylandıktan sonra yayınlanır. Adınız ve yorumunuz herkese açık görünür. IP adresiniz kaydedilmez.