İnsan Kaç Defa Ölebilir ki?
Yaşadıklarımı bir çırpıda silebilecek gücümün olmadığı zamanları hatırlıyorum. Düşünemediğim anların bana verdiği acıyı, o sessiz gecelerde yeniden hissediyorum. Mutfakta, gece yarısını çoktan geçmişti. Son sigaramın ağzımda bıraktığı o acı tatla, ocağın önüne oturmuş, kulağıma gelen gaz sesinin beni bu hayattan koparacağına inanmıştım. Neden olmadığını sorguladığım bir hayatın içinde, elimden geldiğince yaşama tutunmaya çalışıyordum. Çevremdeki insanların bir anlamı yoktu belki ama kan bağıyla bağlı olduklarımın benim üzerimde yaptıkları planlara uymak zorunda kaldığım bir yaşamda, kendime bir yol bulmaya çalışıyordum. Oysa pencereden baktığımda güneş oradaydı. Ben ise içimde taşıdığım travmalarla yaşamımı sürdürmeye mecburdum. Neden diye sorduğum tüm sorulara hiçbir cevap alamadan, yaşadığım hayatı artık kabullenmek şöyle dursun, iğrenç bir lağımın içinde yürümek gibi görmeye başlamıştım. Adımlarımı o pisliğin içinde durdurmam gerektiğini fark ettiğimde, bir karar verme aşamasına yaklaşıyordum. Yine mi ölümü seçecektim? Yoksa bu kez, kaçıncı denemem olduğunu hatırlamadığım yaşam mücadelesini mağlubiyetle mi sonlandıracaktım? İnsan yaşarken de ölüyor, öyle değil mi? Ya da benim tabirimle “herkesin derdi kendine kadardır.” Anlatamadıklarımı ya da anlatmaktan korktuklarımı yazmayı defalarca denedim. Hepimizin yaraları var ama hiçbirimiz yaşamayı öğrenebilecek kadar iyi değiliz. Hangimiz ne kadar yara aldı bilmiyoruz; ama hangimiz kendi içinde iyi yaşayabiliyor, işte onu görebiliyoruz. Bugün, yarın ya da başka bir zamanda, tüm hayatımı yeniden başlatacak o kararı almak için çabalamam gerektiğini yeniden fark ettim. Bu kez, hayatımda varlığını bilmediğim ama aslında orada olması gerektiğine inandığım biriyle karşılaştım. Belki onun bir pencereden bana bakıp “Sen böyle biri olmamalısın.” der gibi sessizce destek vermesi bile yeterliydi. Yaşam koçu olmaya gerek yok; değer verebilme yetisine sahip her insanın yapabileceğini, benden 450 kilometre uzakta bir kadın basit bir telefonla başarabildi. Biliyorum, kimse hayatımın sonuna kadar bana destek olmak zorunda değil. Ama insan, umuda sarılmak için bir ışık arıyor. O ışığı bulduğunda da kaçış yollarını değil, yürünecek yolları görmeye başlıyor. Onun bana gösterdiği gülümsemeyi, birlikte gitmeyi hayal ettiğimiz Viyana galerisindeki hiçbir tabloda bulamayacağımı biliyorum. Yolum uzun, belki de onun dediği gibi sancılı. Ama bir ışığın tüm karanlığımı aydınlatabildiği gerçeğiyle yürüyorsam, demek ki doğru bir adım atmışım. İnsan kaç defa ölebilir bilmiyorum; ama doğru bir hayatın içinde, seni anlayan biriyle sonsuz kez yaşayabilir. İhtiyacımız olan şey, kendi içimizdeki sevgiyi görebilecek güce sahip biriyle karşılaşmak. Hayatınızda öyle bir insan olmalı ki ne körü körüne bağlandığınız ne de yarı yolda bıraktığınız. Attığınız her adımda gururla yüzüne bakabildiğiniz, yanında olduğunuzda güven hissettiğiniz biri. En doğru yolunuz, en güvenli eviniz olmalı.
Yeni bir hayat, yeni bir başlangıç her zaman mümkün. Hepimizin yeni bir evi, yeni bir yolu mutlaka olacak. Siz, size ait olan zamanı değerlendireceksiniz; hayatınızdaki ışık da kendi süresini… Ve bir gün, bir sokakta karşılaştığınızda ne bir yanınız eksik olacak ne de bir yanınız yalnız. Tam olabilecek kadar siz, siz olabilecek kadar tam olacaksınız. Ve yaşam kaldığı yerden devam edecek. Artık “İnsan kaç defa ölebilir?” demiyorum. Bundan sonra, “İnsan kaç defa gökyüzünü izleyebilir?” diye soruyorum.
Beğendiyseniz paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.