Deneme 3 dk okuma

Bir Gün Hayatımızın Son Günü Olacağı Gerçeği ile Yüzleştiniz mi?

Eski Defterden · 1 / 21

Çok basit bir soru gibi duruyor, değil mi? Aslında zerre basit bir soru değil. Canımız tatlı dediğimiz insan sınıfındayız, hele ki bazılarımız kedi şeyini görse yara zanneder mantığı ile yaşamayı ilke edinmişler kendilerine. Neyse ki sağımız solumuz çizikte yara olduğunu biliyoruz. (Kabul ediyorum, hoş değil ama yazmalıydım.) Evet, ne diyordum? Hayatınızın son günü olacağını düşündüğünüz zamanlar mutlaka olmuştur ya da yatağınıza, kanepenize uzanıp “Ulan hadi bugün son günüm olsa ne yapardım?” diye düşünen ruh hastaları arasındaysanız gelin bir gün sarılalım. Çoğu insanın ölüm korkusu olduğu büyük bir gerçek ama azımız kadar insan ölümden bir beklentisi ya da korkusu olmayan cengaverler (salaklar) olarak bilinir. Hatta bu, deli cesareti dediğimiz o muhteşem çomar insan sınıfının da en büyük örneği olmuştur.

Efendim, ölmek kolay da ölüyken yaşamak daha zor gibi bir cümle kurayım mı? Evet, kurayım.

Ölmek insanoğlu için ruhun bedenden kopması, bedenin fişinin çekilmesi, hak yoluna yürüme gibi tabir edilen enteresan bir eylem. Ama hiç ölmüş biri olarak yaşamayı deneyen oldu mu?

Tahmini olarak 2013 ve 2018 yıllarında bu olayı yaşamış ve hatta başardığımı düşündüğümüz o muhteşem yolda gözümü hastanede açarak ölüyken yaşamaya merhaba dedim. Tabii efendim, ölüyken yaşamak derken zombi filan da değiliz. Duygularımız ya da inançlarımız köreliyor, hani üstümüz tozdan gözükmeyecek kıvama gelip bir rafta okunmayı bekliyoruz diyebiliriz. Evet, soğuk, donuk, acımasız, katı gibi durumlar mevcut gibi gözükse de aslında insanları güldürmeyi seven, gülmeyi ölümüne seven biri olarak öldürüldüm efendim. (Evet, yeni yeni yine bir kadını güldürerek kendimi güncelliyorum ama.) Öldürüldüm diyorum; fiziki olarak olmasa da psikolojik olarak öldürüldüm. Hatta içimdeki insan duygusunun ırzına geçtiler, öyle ki o ırzına geçilen duygu bile kendini boşluğa bırakmayı zor başardı ve kayıplara karıştı.

Tiksiniyorum efendim, insanlardan tiksiniyorum. Günaydın demekten mahrum olan insanlara günaydın demekten, kolay gelsin demeyi tenezzül etmeyen, götü keşküle dönmüş, kendini beğenen kitlelerden tiksiniyorum. Aslında birkaç kişi tarafından bu gibi ithamların içinde benim de olabileceğim söylendi. Hatta bazı kesimler tarafından üst perdeden konuştuğum, insanları aşağıladığım gibi garip tepkileri bile duymuş, yaşamış insan olarak şaşırmıyorum. Neden mi? Çünkü insanlar görmek istediği ya da olmak isteyip de olmadığı yaşamı, tarzı, kişiliği başkasına yüklemeye bayılıyor. Siz o olmasanız bile o insan için bazen bu şekilde olabiliyorsunuz.

Neyse, konuyu gene dolaştırdık. Efendim, hayatınızın bugün son günü ve siz bu son gün içerisinde hiçbir şey yapmadınız? Bugün içerisinde yaptıklarınız yarın yine kendini tekrar edecek ya da bugün yattığınız o kanepede yarın ters bir açı ile yatmayacaksınız. Evde parende atıp yuvarlanmadınız. Dünden farkı olmayan bugün sizin için son gündü ama siz dün ne yaptıysanız bugün de aynısını, hatta yarın son gün olacaklar yarın aynısını yapmaya devam edecekler. Tatlı su Müslümanları varsa aranızda, “ALLAH için ne yaptınız la gundiler?” sorusunu onlara bu şekilde de sormak istiyorum.

Tabii “Sen ne yaptın hırt?” diyenler de var içinizde. Ben bu yazıyı yazdım. Bunun gibi günlerce yazı yazıp siliyorum, hatta silmeyi unuttum, üç gün sonra baktığımda “Neden ben bunu yazmışım?” gibi bir eleştiri yapıp bir de kendim ile tartışıyorum. Siz beni düşünmeyin efendim. Ağır ruh hastasıyım dedim ya, ölüyüm ben; yaşayan bir ölü, birçok duygusu elinden alınmış, insanlığa zerre güveni olamayan bir ölü. Ne yapacaksınız, bir ölünün son günü mü, değil mi? Sizin son gününüz sizin istediğiniz gibi mi geçiyor? Tabii ki hayır. Birçoğunuz yalnızlığınızın en zirvesinde kahve içerken birçoğunuz hayvan gibi sevişebiliyor ama bunların hiçbiri bugün sizin son gününüz olduğu hâlde ne yaptığınızı belirtmiyor. Bugün sizin son gününüzdü ve siz bu son gün içerisinde yine hiçbir şey yapmadınız. “Ekonomi mi var yavşak?” diyen kitle, kulağıma tecavüz etmeyin. Ekonomiye ihtiyaç yok; bu ülkede binlerce genç otostop ile ülkeyi geziyor, hatta yetmiyor, kalkıp dünyayı gezmeye başlıyor. Sen barzo hâlinle, elindeki lüks telefon ile kalkıp bana “Ekonomi el vermiyor, elektrik, su, kira.” diyorsun.

Neyse, gene gereksiz saçmaladım. Gideyim de sigarayı bırakışımın 3. gününü hunharca kutlayayım, çay içerek. (Rakı içmeyi özledim. Bu ve buna benzer birkaç duygu neyse ki ölü olsak bile bizimle yaşamaya devam ediyor.) Size sesleniyorum:

Siktir etmeyin ya da siktir edin ama bugün sizin son gününüz. Seviyorsanız gidin konuşun, nefret ediyorsanız gidin konuşun, özlüyorsanız gidin kavuşun, kaçmak istiyorsanız kaçın ama bu sizin son gününüz ve siz bu son gününüzde salak gibi dünün aynısını yaşamayın, çünkü yarın bugünden farklı olacaktır…

Kendinize iyi bakın.

Yorumlar

    Yorum yazın

    Yorumlar onaylandıktan sonra yayınlanır. Adınız ve yorumunuz herkese açık görünür. IP adresiniz kaydedilmez.