Kaç Kişiyiz
Teknolojinin en güzel yanı, aradığımız her şeyi dünyanın en büyük ve belki de en kirli kütüphanesi olan Google’da bulabiliyor olmamız. “Dünyada kaç kişiyiz?” diye sorduğunuzda karşınıza çıkan sonuç sizi az da olsa şaşırtabilir. Boşuna aramayın, ben yazıyorum: yaklaşık 8 milyar 231 milyon. Şimdi ben bu satırları yazarken bile birileri doğuyor, birileri ölüyor. Ama asıl soru şu: Biz kaç kişiyiz? Bu kadar kalabalığın içinde yalnızlığımızın tarifini yapabilecek kadar vaktimiz var mı? Bilirsiniz, çok soru sorarım ve hiç sıkılmam. Hayatım boyunca da sıkılmadan sormaya devam edeceğim en güzel soru belki de şu: Bu kadar kalabalık içindeki yalnızlığımız kaç kişilik? Sayısız gidişlerin, sayısız gelişlerin hesabını hiçbirimiz tutmuyoruz, gerek de görmüyoruz. Sonra o meşhur cümle geliyor kulağımıza, üç dangalağın mottosu: “Biri gider, biri gelir.” Ya bir siktir git, diyesi geliyor insanın! Kim geldiği yerden gidebiliyor ki yenisi gelebilsin? Tüm pişmanlıklarını sığdırabildiğin kaç kişi var şu hayatta? Konu yine dağılmadan toparlamaya çalışıyorum ama biliyorum, olmayacak. Bu kadar kalabalık içinde yalnızlığımız, kaç kişi olursak olalım tek başımıza devam edecek. Hayatınız boyunca yanınızda kim olursa olsun, tüm pişmanlıklarınız tek bir kişiye ait olarak kalacak. Kimimiz o pişmanlıkları başkalarına yükleyecek, kimimiz ise onları sessizce sırtlanıp yürümeye çalışacak. Benim de bir pişmanlığım var. Senin gibi, hayatımda olmaması gereken her olumsuzluğu sırtlanıp adım adım ilerlerken, hayatıma sıçan o güzide kahramana sesleniyorum: “Duy beni.” Size de tavsiye ederim, seslenin. Bir insanı birden fazla kez hayatınıza alabilirsiniz; onu motive edebilirsiniz, bir yaşam koçu edasıyla yalnız olmadığını hissettirebilirsiniz. Ama asıl fark ettiğiniz an, sizin için değerli olanın, onun zorluklarını ortadan kaldırdığınızda artık size ihtiyaç duymadığını fark ettiğiniz andır. İşte pişmanlık tam da orada başlar. Zaten hepimiz, pişmanlıklarımızın kaç kişiye ait olduğunu çok iyi biliyoruz. Geçmişe dönüp baktığınızda, sizin için yaşananları bir başkası da yaşamış olabilir. Bu size garip gelmesin. Kaç kişi olduğumuz, pişmanlıklarımız kadar önemli değil. Çünkü bir gün, hayatımızda hiç olmayacak kadar az kişinin pişmanlığıyla ölmek, belki de yaşamak kadar huzursuz kılmayacaktır bizi. Sonunda fark ettim; kaç kişi olduğumuzun bir önemi yok. Milyarların da nüfusun da bir anlamı yok. Çünkü hayatımızdaki tüm pişmanlıklar sadece birkaç kişiye sığar. Ve biz o birkaç kişiye sığdırabildiğimiz kadar kalabalığız aslında. Benim zihnimde hâlâ bir an var; bir hastanenin acil kapısında duyduğum o cümle, gözümü beyaz bir ışıkta açtığım o saniye ve pişmanlığımı aradığım o dakikalar. Hepimizin bir pişmanlığı var. Kaç kişi olduğumuzun bir önemi yok.
Çünkü hepimiz, pişmanlığımızı kaç kişiye sığdırabiliyorsak o kadar kalabalığız aslında.
Beğendiyseniz paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.