Quasimodo’nun Gülüşü
“Sevgi, bir gülü andırır; güzel, Ama dikeni vardır. Sevda, şarkı gibidir; güzel, Ama acılı sözleri vardır. Quasimodo’nun kalbindeki aşk, Bir kahramanın cesareti gibidir, Hem güçlü hem de zayıf, Ama daima gerçektir.” Notre-Dame’ın Kamburu – Victor Hugo
İnsanoğlu güzel yaratılma algısını dışarıdan gördüğü gibi algıladığında fark etti yaptığı hatanın ne kadar kötü olduğunu. Güzel olmak bir çingenenin doğallığı olabildiği gibi bir kamburun da laneti olabilir miydi? Kendimi bıraktığım bir uçurumdan aşağı düşerken fark ettiğim bir durum bu: İnsan güzel olarak kalmalı mı bir çirkinin hayatında? Ya da bir kahraman olunmalı mı hem güçlü hem zayıf anlarda? Ne kadar acınası bir durumda olduğumu düşündüm bu sabah. Aynaya bakmamam gereken çirkinliğimin ruhumda sürekli tekrar eden cümleleri ile kamburuma günaydın diyebildim içimde. Saklandığım karanlığımın içinde, dışarıdan beni görebilecek insanlığın korkusu ile yaşamaya devam ettiğimde, yine de dışarıda olan insanlığın beni fark edip alay etmesine alışıp adım atıyordum hayata. Tüm insanlar böyle değil miydi aslında? Bir tek ben mi korkuyordum kendimde olan lanetimden? Bu kadar çirkin olmanın, hayatıma alamadığım insanlara olan korkusunu kabul etmem bir tek bana özgü bir durum muydu? Neden bir kilise çanı altında izlemeye mahkûm edilecek kadar yaşama bağlı kalmayı denedim ki? Yanımdan geçip giden insanların beni görmezden gelişine şahit olabiliyorken neden insanların beni görmesine ihtiyacım varmış gibi yaşama sarıldım? Hepiniz iyi insanlardınız da ben mi bir tek aranızdan kötü olarak çirkinliğim ile fark edildim? Bir Esmeralda’nın gülüşü ile güneş doğuyordu kitapta. Evet, belki ölüyordu Esmeralda ama Quasimodo gerçeklik ile çabalamayı istedi hayatında. Kitapların insanlara kattığı hayal dünyasının bir gün mutlaka yaşanabileceğini, yakın zamanda bir yakınım tarafından video ve kitap sayfası olarak bana anlatıldığında inanmaya başladım. Evet, bu kitap hiç okumadığım bir kitaptı; Victor Hugo yazmamıştı, fakat kitapta sonu Hugo gibi kötü bitmeyecek şekilde yaşama devam edilmişti. Çirkinliğime dönmek istiyorum, zira o kitabın sonuna olan inancımdan değil, olmayacak olan inanca sahip olmanın korkusuyla dönüyorum çirkinliğime. Benden alınanlar bana katılanlardan ne zaman fazla olur diye düşünmeye başladım dün akşam; çok sevdiğim kardeşimin ders çalışmasını izlerken onu dinlemek yerine bunları düşünmeye başladım. Quasimodo olmamın nesi kötüydü bu hayatta? Yalnızlığımın bir gülüş ile aydınlanacağına olan inancım nasıl yendi, yalan da olsa, çirkinliğimi? Ya da Mehmet Pişkin’in dediği gibi: “Merhabalar, bu sabah hayatıma son veriyorum. İntihar notu olarak dandik bir video bırakıyorum. Hayatıma güzellik ve ilham katan herkese teşekkür ederim.”
Neden bu şekilde bir not ile çirkinliğimi sırtıma alıp veda etmeyi bile beklemeden karanlığa gömülmüyorum diye sorgulamaya başlıyorum. Bazen yaşamam gereken hayatı yaşamam gerektiği gibi yaşamadığım için bunun bir lanet olarak benim ölümsüzlüğümü temsil ettiğine inanıyorum. Kitabı okuyanlar, çekilen acıların sadece çirkinlere ait olduğunu düşünürken güzelliğin ne kadar acımasız ve zor olduğundan bihaber olarak okumayı kabul etmiş olabilir. Fakat bilinen bir gerçek var ki bir kahraman olmak çirkin biri için sığınabileceği tek liman olabilirdi. Benden alınanlardan bir şey kalmadı sanırım geriye, fakat Quasimodo olabildiğim hayatımda bir Esmeralda’nın sevgisini kazanacak kadar da kahramanlığımın olmadığını da biliyorum. En azından bir Mehmet Pişkin değilim. İnsanlığın bu kadar korkutucu olabildiğini bildiğim hayatımda çirkinliğim ile karanlıkta yaşayacağıma eminim. Yerim yurdum bir çingene gibi olmalı; zaten hiçbir zaman bir yere ait olmadım. Quasimodo olmak, bir yere ait olmak için çabalamamak gerektiğini hatırlattı. Güzellik gülebildiğin ya da görebildiğin kadar değil, sevebildiğin kadardı. Quasimodo olmak, sevebildiğin kadar sevilmediğine inanmaktı. Her şey gerçekti fakat gerçekleşmedi. Bu yazıya devam edebilecek kadar dayanamadığımı fark ediyorum; artık yazmanın da benim için bir anlam ifade etmediğini fark ettim. – Kilise çanları çalmalı – ya da sevdiğim bir müziğin beni karanlığa götürmesi için play tuşuna basmalı.
Seçimlerin Quasimodo’ya ait olmadığı bu yaşamda ona ait olan karanlığa gitme vakti.
Beğendiyseniz paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.