Sevmediğim Sonbahar
Bir gün ben de öleceğim. Herkes gibi, sessizce, ardımda belki birkaç anı, birkaç yarım kalmış cümle ve kimsenin tam olarak bilmediği hikâyeler bırakarak bu dünyadan gideceğim. Ama biliyorum ki o son an geldiğinde, insanın gözlerinin önünden bütün hayatı geçer derler ya, benim gözlerimin önünden geçen şeylerin arasında en çok sen olacaksın. Seni tanıdığım o gün olacak. O bank olacak. Hayatımı sana anlatırken, senin hiçbir şey söylemeden sadece beni izlediğin o an olacak. Belki senin için sıradan bir gündü. Belki sadece oturup konuştuğun, sonra da hayatına devam ettiğin küçük bir andı. Ama benim için öyle olmadı. Çünkü ben o gün, farkında bile olmadan sana sadece hayatımı anlatmadım; geçmişimi, yaralarımı, sustuğum yerleri, kimseye göstermediğim taraflarımı da açtım. İnsan herkese kendini anlatamaz. Herkesin yanında bu kadar savunmasız olamaz. Ama senin yanında oldum. Çünkü gözlerinde ilk defa gerçekten dinleniyormuşum gibi hissettim. İlk defa birinin beni sadece görmekle kalmayıp, anlamaya çalıştığını sandım. Ben sana çocukluğumu anlattım. İçimde yıllarca taşıdığım kırgınlıkları, kimseye belli etmeden verdiğim savaşları, güçlü görünmek zorunda kaldığım günleri anlattım. Gece herkes uyurken içimde kopan fırtınaları anlattım. Gülümserken aslında ne kadar yorgun olduğumu anlattım. Ve sen sadece baktın. Belki bir şey söylemedin ama ben o sessizlikte bile huzur buldum. O bakışların içinde kendime ait bir yer bulduğumu sandım. İlk defa birinin yanında eksiklerimle bile kalabileceğime inandım. Belki de yanıldığım yer tam olarak buydu. Çünkü bazen insan, bir bakışta bir ömür arıyor. Ben de aradım. Senin gözlerinde kalacak birini gördüm, ama meğer sen gitmeye hazırlanıyormuşsun. Sonra gittin. Büyük vedalar etmeden, uzun açıklamalar yapmadan, arkamda ne kadar enkaz bıraktığını belki hiç bilmeden gittin. Ama senden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı. İnsan bazen birini kaybettiğinde hemen dağılmıyor. Önce kabullenemiyor. Bekliyor. Belki geri gelir diye düşünüyor. Telefon ekranına bakıyor, bir mesaj gelir mi diye. Geçilen sokaklarda aynı yüzü arıyor. Duyduğu her tanıdık seste umutlanıyor. Ama zaman geçtikçe anlıyor… Bazı insanlar geri dönmüyor. Bazı insanlar, hayatımıza kalmak için değil, bizi eksik bırakmayı öğretmek için giriyor. Senden sonra en çok geceleri kayboldum. Herkes uyurken ben aynı anıları tekrar tekrar yaşadım. Seni tanıdığım o günü, o bankı, o bakışını, sesini, gülüşünü defalarca zihnimde yeniden kurdum. Belki başka bir şey söyleseydim kalırdın diye düşündüm. Belki biraz daha az seversem daha az acır sandım. Ama insan gerçekten sevdiği birini içinden çıkaramıyor. Hele ki o insan giderken, kalbinin bir parçasını da yanında götürmüşse.
Şimdi bazen aynaya bakıyorum ve kendimi tanımakta zorlanıyorum. Çünkü seni tanımadan önceki benle, seni kaybettikten sonraki ben aynı insan değil. Sen giderken sadece kendini götürmedin. İçimdeki birçok şeyi de aldın. Kahkahalarımı, bazı şarkıları, bazı sokakları, bazı mevsimleri… Hatta bazen kendimi bile benden aldın. Artık bazı yerlere gidemiyorum, bazı şarkıları dinleyemiyorum, bazı cümleleri kuramıyorum. Çünkü her şeyin içinde biraz sen varsın. Ve biliyor musun, bir gün gerçekten öleceğim. Belki saçlarıma beyazlar düşmüş olacak, belki ellerim artık eskisi kadar güçlü olmayacak, belki ismimi hatırlayan çok az insan kalacak. Ama ne kadar zaman geçerse geçsin, gözlerimi son kez kapattığımda eminim içimde hâlâ o gün yaşayacak. Seni tanıdığım o an, o bank, hayatımı sana anlatırken beni sessizce izlediğin o birkaç dakika…
Çünkü bazı insanlar hayatımızda çok kısa kalır ama yoklukları bir ömre yayılır. Ve ben galiba senden sonra yaşamaya devam ettim, ama içimde bir yer, seni kaybettiğim gün gerçekten öldü.
Beğendiyseniz paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.