Bir Kahve İçelim mi?
Eski Defterden · 5 / 21
Kime söylemek istediğimiz aslında çok önemlidir. Kiminle kahve içtiğimizin bir önemi yok. Zaten bu kırk yıl hatırı vardır gibi saçma bir cümle de değil. Söylemek istediğim, sevdiğimiz insanların hayatımızın bir bölümünde olması gerektiğini hepimiz biliyoruz. Bira içtiğimiz, rakıyı fondip yapıp yarıştığımız insanlar mutlaka vardır, fakat kahve içtiğimiz insanlar özeldir. Yani benim için aslında özel olan kahve içmek değil, kiminle kahve içmek istediğimdir. Kokusu gibi sıcaklığı önemli olan bu müthiş içeceğin aşamadığı sorunlar yoktur. Çay gibi değildir kahve, sade olmalı. İçerken dinlediğimiz insan özel olmalı, yani en azından benim için özeldir. Kahve seven bir insan için bu anlattıklarım garip gelebilir ki ben de kahveyi severim ama herkesle kahve içmem. Her gittiğim yerde kahve içmem takıntı ya da özellik değil. Evimde yalnızken dibine kadar gittiğim kahve sadece “Bir kahve içelim mi?” sorusunu sorduğum insan ile özellik kazanır, bende.
Birileri ile mutlaka bir şeyler paylaşmalı insan; aynı ev, aynı polar ya da aynı kitap. Paylaştığımız kadar yaşayabiliyoruz hayatlarımızı. Maviye olan güzelliğimiz, kırmızıya olan düşkünlüğümüz bu sayede biliniyor; en sevdiğimiz takımın sevilmesi gibi özellikler de ekleniyor bizlere. Peki, bir kahve içerken konuşmak istediklerimiz var mı? Tabii ki var. Yaşadıklarımızı anlatırız, sevdiklerimizi, sevmediklerimizi; mesela tatlıyı nasıl sevdiğimizi anlatırız kahve içerken. Birçok sorunu çözerken kullandığımız en güzel silah kahve olmalı. Tabii bu kadar mutluluğun, romantizmin bir de zıt yönünü anlatalım mı? Kahve sadece bir mutluluk aracı değil; yanlış giden hayatlarımızın durması gerektiği anda yanımızda destek olan güzel bir arkadaş ya da tüm acıları bir kenara bırakıp camdan dışarı bakıp yağan yağmurun verdiği huzuru destekler. Neyse, ayrılıkların en mükemmel anlarında sert bir kahve olur anlatılmak istenen ya da belirli kalıplar içinde hazırlanmış konuşma metinleri ile “Bir kahve içelim mi?” sorusu gelir. Kahve içilirken “Nerden başlamalıyım?” cümlesi ile başlayan ama aslında hazır olan metin, sıcak kahvenin kokusu ve acısı ile başlanır konuşmaya. Bunları yaşadım mı? Tabii ki hayır, izlenimlerimden anlattım. Yaşayacak mıyım, bilmiyorum. Yaşayacak olsam da zaten anlattığım gibi hazır olacağım, kesin.
Peki, benimle bir kahve içer misin? Sorunlarımın en zirvesindeyken ya da mutluluğumun ırmağında sadece sen olacakken benimle bir kahve içer misin? Her sabah uyandığımda seni izlerken benimle bir kahve içer misin? Yazı yazarken, iş yaparken, film izlerken, ağladıktan sonra içinden çıkamadığımızı fark ettiğimizde bir kahve içer misin?
Bir mesafem yok, seninle içebileceğim bir kahve için kat edebildiğim kadar yol kat edebilirim.
Beğendiyseniz paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.