Deneme 2 dk okuma

Çantamda Sakladıklarım

Sığdırdım bütün hayatımı bir sırt çantasına. Yıllarca biriktirdiğim anıları, gezdiğim şehirleri, tanıdığım yüzleri; hepsini o çantanın içine tıktım. Ne bir kimliğe ihtiyaç duydum ne bir adrese. Zaman akıp giderken ben sadece taşıdım: sessizliği, kaybolmuşluğu, tükenmişliği. Anlatmaya kalksam, kelimeler yetmezdi; nefesim kesilirdi. Bir çantayla başladı her şey. İçinde yalnızca “mavi bir oyuncak vosvos” ve ismim dışında kimsenin bilmediği bir hayat vardı. Bir isme sahiptim. Ama hiçbir zaman bana ait olmadı. O isim bir zincirdi boynumda; yürüdüğüm yollar boyunca beni izleyen, önüme çıkan her ışığı kirleten bir gölge. Hep başkalarının hayatlarına baktım: bekleyenlerin, kaybolanların ışıklarına. Kendi payıma hiç zaman ayırmadım. Hep onların umutlarını izledim, insanlığın çürük ışıklarına kapıldım. Ve elimde kalan tek şey yine aynıydı: koca bir hiçlik. Bazen düşündüm; belki bu karanlığın sebebi bendim. Belki içimde büyüttüğüm bir uçurumun kurbanıydım. Belki de çoktan gömülmüştüm, hâlâ yürüdüğümü sanıyordum. Ama bildiğim bir şey vardı: Her ışığa yaklaştıkça yanıyordum. Umut sandığım her kıvılcım, içimi biraz daha kavuruyor; geriye yalnızca küller bırakıyordu. Yürüdüğüm yolların ayrımları vardı elbet, ama ben hiç dönmedim. Çünkü hangi yolu seçsem, sonunda yine karanlığa çıkıyordu. Şimdi durup geriye bakıyorum. Çantam hâlâ sırtımda; içinde solgun anılar, çürümüş hayaller, yitirdiğim benliğim. O mavi vosvos hâlâ orada; bana kalan tek gerçek, sanırım, yürüdüğüm her yolun en sadık eşlikçisi olarak. Hayatın nasıl devam edeceğini kestiremiyorum artık. Yorgunluğum iliklerime kadar işlemiş. İnsanların ışığını aradığım her an, yeni bir hayal kırıklığının geleceğini biliyorum. Çünkü öğrendim: İnsanlığın saflığı diye bir şey yok; o sadece iyi kurgulanmış bir yalan. Artık hiçbir şeye inancım kalmadı. Ciğerimden yükselen yoğun sigara dumanında kayboluyorum. Her nefes, içimde gömülen bir hatıranın mezar taşı gibi dikiliyor önüme. Yanımdan geçenler, bana değil, dumanın karanlığına bakıyor. İnsanlığın içinde yürüyorum, ama aslında onlar bana eşlik etmiyor; ben onların arasında daha da yalnızlaşıyorum. Her adım, biraz daha uçurum. Her nefes, biraz daha zehir. Ve fark ettim: Bana eşlik edecek kimse yok. Ne bir insan ne bir umut. Yalnızca gölgem var yanımda; o da karanlık büyüdükçe siliniyor. İçimdeki uçurumda yankılanan tek ses, kendi sesim. İnsanlığın bana vadettiği hiçbir ışık gerçek değil. Ve ben, bütün bunların ortasında, hâlâ yürümeye devam ediyorum. Çünkü durduğum an, içimdeki karanlıkla yüzleşmek zorundayım. Ve belki de asıl cehennem, hiç bitmeyen bu yüzleşmenin kendisi.

Yorumlar

    Yorum yazın

    Yorumlar onaylandıktan sonra yayınlanır. Adınız ve yorumunuz herkese açık görünür. IP adresiniz kaydedilmez.