Çok mu İyiyiz
Eski Defterden · 18 / 21
Hayatımızın en güzel günlerini ne için ya da kimin için yaşıyoruz? Kendimiz olmaktan ne zaman vazgeçtik, bilmiyoruz. Bir küçük ekrana sığdırdığımız mutluluğumuzu parklarda koşarken mi kaybettik? Bir şeylerden vazgeçtik; önce kendimizden, kendimize olan saygımızdan vazgeçtik. Sonra neyden vazgeçtik? Hayallerimizden, sessiz gidişlerimizden, umutlarımızdan, bize ufak bir gülüşü bile vermek istemeyen insanlardan vazgeçtik. Kendimizi kandırdığımız zaman dilimine girdik. Evet, büyüdük, çok güzel büyüdük… Yoruldum ben, mutluluğu aramaktan yoruldum, pes ettim artık. Tüm içimdeki acılara, en kötü zamanlara yine merhaba diyorum; klasik bir aşk acısı gibi geliyor kulağa. Duvarların üstüme geldiğini sanıyorum; yanılmıyorum, üstüme geliyor. Hiçbir zaman karşılaşamayacağım ne varsa alıp gittiğin için çökmedim; sana yüklediğim tüm anlamların sende durmadığını fark ettiğim için çöküyorum. Gülüşün kadar değerli olan ne varsa artık bıraktım. Sana ağır gelen ne varsa senden alıyorum, ben de kaçıyorum senden. Eksik olan şarkıların tamamlanmadığı bir dünyaya, yaşananların senden uzak bir coğrafyasına yerleşiyorum. Zihnimi doldurduğum sen ile savaşmanın bir zafere ulaşmadığını fark ettim. Sen sana verebileceğim her şeye rağmen gidebiliyorsan eğer, benim de gitmem gerekiyor. İnsanın en derin yaralarını sarması gerekiyor, öyle değil mi? Peki kaç yara bandı daha lazım senin yaralarını sarmak için, kaç kez daha gözlerinin içine bakıp sevilmediğimi görmem gerekiyor? İşte bu yüzden kaçıyorum ben de artık; sensizliğin en dibine vurmam gereken yer neresi ise oraya kaçıyorum şimdi. Tüm sokaklarının karanlığa bulandığı, tüm ışıkların söndüğü bir yer buldum kendime; yıldızlar daha parlak şimdi, gökyüzü hiç olmadığı kadar güzel, ay resmini çizebileceğim kadar net. Bu benim görebildiğim sahte olan tarafıydı aslında; bir gökyüzü yok bende, hiçbir yıldız gözükmüyor. Gözlerimi açmaya korkuyorum artık; görebildiğim ne varsa beni yarı yolda bırakacak, belki hiç aynı yolda bile olmayacak. Sessizce oturuyorum köşeme; içinde bulunduğum karanlığın bana verdiği soğuk his ile yaşamayı öğrenmem gerekiyor. Bir tarafım kalmadı, tüm vücuduma sardığım seni kapının eşiğinde bıraktım. Karanlıktan korktuğum kadar korkmadım sevmekten. Korkuyorum sevmekten. Bir son değil belki bu karanlıkta kalışım; zaten soğuk olan senden daha sıcak geliyor şimdi bana, uykumun geldiğini hissediyorum. Küçük bir şiir akıyor şimdi ruhumdan, sana dair bir o kalmıştı bende, teslim ediyorum karanlığıma. Biraz sarhoş olmak istiyorum, biraz da acı çekmek. Dostumun dediği gibi mutsuzluğumu seviyorum ben, zaten mutsuzluğum kadar yakışmıyordu bu karanlığa senden gelecek olan. Ne ışık girebilir ne de bir ses; kendimi sağır, seni dilsiz yaptım içimde. Zaten açmıyorum gözlerimi; karanlık bende, karanlık benim içimde. Dedim ya, bıraktım seni kapı eşiğinde. Bir daha açılmayacak olan yüreğime son kez dokundum, seni hissetmek için değil, sana dair ne varsa kapıda bırakmak için.
Mümkün olmayan bir şey istiyorum şimdi:
Bir dünya yaratmalıyım kendime; ne sesin girebilmeli ne ben duyabilmeliyim seni. Zamanı yok etmeliyim; ne geçmişe dönebilmeliyim ne sen gelecek olmalısın. Sana dair ne varsa yok etmeliyim bu dünyada; zifiri gökyüzü yapmalıyım, toprağı en kurağına çevirmeliyim. Bir papatya bile var olmamalı dünyamda. Sana olan kırgınlığım bir suya dönüşmemeli, akmamalı içimdeki toprağa. Ben bir dünya yaratmalıyım, ismini yazmadığım bir alfabe bulmalıyım diyorum. Uyumak istiyorum kurduğum bu karanlıkta, sonsuza dek uyumak. Sana dair ne varsa kapıda bırakıp bu dünyada uyumak istiyorum.
Beğendiyseniz paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.