Deneme 2 dk okuma

En Büyük Acıyı Hangimiz Çekiyor?

Eski Defterden · 7 / 21

Nasılsın, ciğerin yanıyor mu? Bir karabasan gibi yaşadıkların üstüne çöktüğü anlarda ne yapıyorsun mesela? Canın çok acıyor mu? Nefes almayı öğrendiğin gibi nefesini tutup boğulmayı neden başaramıyorsun? Sebebini bilmediğim ya da hayatım boyunca öğrenemeyeceğim biri için acı çekiyorum. Neden yardım edemediğime dair kafamda hiçbir soru yok ama yardım edemediğim için acı çekiyorum. Uzun bir süre yalnız kalmayı tercih eden bir insan için bu acı çekme olayı çok zordur. Yaşadıklarının tüm anlamını yitirdiğini düşündüğün anlardan birinde biri çıkar; hayatın bir patika üzerinde güle oynaya gittiğini düşünürken kurt ağaçların arkasından belirir. İşte o acılarımız bizim gülmemizi, neşemizi, umutlarımız gibi durumları hunharca tecavüz ede ede elimizden alır.

Nasılsın, canın acıyor mu? Evet, sana soruyorum, elinden her şeyin alınmışken gülebiliyor musun? Siktir et, yaşadığımızı varsayıyoruz, en azından ben yaşıyorum. Peki sen? En son ne zaman güldün? En son ne zaman birine dokunabildin? Canının acımasını en son kime anlattın? Hadi anlatmayı da siktir et, kime yüzünü döndün? Görmezden geldiğimiz insanların aslında bizim için kıymetli insanlar olduklarını onlar gidince anlıyoruz. Sonra salak bir gurur ve bencillik edasıyla ve yanımızda olduğunu düşündüğümüz 3 geri zekâlı insan ile şu cümleyi kuruyoruz: “O kaybetti, demek ki sana değer vermiyordu.” Bok vermiyordu. Ben izin verdim mi bana değer vermesine? Görmezden gelmeyi ne zaman bıraktım, o beni değersizleştirdi. İnsanoğlu müthiş bir yaratık; tam bir pazar tartısıyız, götümüz delik ama kendimizden ödün vermiyoruz.

Nasılsın, biraz daha huzur buldun mu? Kafamızın içinde olan her ne varsa kafamızın içinde kalması için çabalıyoruz. Yukarıda yazdığım gibi görmezden geldiğimiz ne varsa aslında bizim için görüyorlar. Bu yazıyı yazma amacım sana bir akıl vermek ya da beni görmen değil. Zaten hayatın boyunca beni göremeyecek ya da sevemeyeceksin. Sadece birilerini görmen gerekiyor. İçimize attığımız ne varsa onları birilerinin görmesi gerekiyor. Birileri derken senin görmezden geldiğin ama o içindekileri bilen birilerinden bahsediyorum. Yoksa her hayatımıza giren hayatımızda olmuyor. Zaten ne zaman hayatımıza giren birileri hayatımızda oldu ki? Neyse, bu başka konu. Müthiş varlıklar olduğumuzu söyledim, bencil filan değilsin, zaten olamazsın, siktir et onu. Yaşamın devam ettiği sürece sayısız acı çekeceksin. Sayısız canın yanacak; peki, nefes alabilecek misin?

Nasılsın, ölmek üzere misin? Evet, insanlar bu konuyu hep fiziksel olarak düşünüyor. Ama senin zaten ruhun öldü. Zaten diğer yazılarımda da yazdığım gibi papatyalarını da yavşağın biri çiğnedi. Neyse, ölmek üzeresin, rahatla. Yeniden toprağında çıkacak olan bir papatya var. Ölmek sanıldığı kadar soğuk değil aslında; biraz gri, biraz siyah. Zaten sana o renkleri renk ile gösteren de o papatyadır. Dert etme, hiçbir şey düzelmeyecek ama yine de güleceksin.

Kendine iyi bak. Beni gördüğün bir gün görüşmek ümidi ile…

Yorumlar

    Yorum yazın

    Yorumlar onaylandıktan sonra yayınlanır. Adınız ve yorumunuz herkese açık görünür. IP adresiniz kaydedilmez.