Deneme 2 dk okuma

Karanlığım

Yürüdüğüm bu yolun karanlığı, sesinle aydınlandığına olan inancım ile kandırıldığımı bir kez daha gösterdi. Bu fark ediş, insanın içini çekip sessizce durduğu o derin anlardan biridir. Çünkü insan birine güvenirken, aslında yalnızlığından bir parça koparıp ona teslim eder. Teslim ettiği her parça, karşılığında bir doğruluk, bir sadakat, en azından bir gerçeklik bekler. Ama o gerçeklik kırıldığında, geriye sadece güvenin değil, insanın kendine duyduğu saygının da incinmiş hâli kalır. Bir sesin, bir dokunuş kadar etkili olabileceğine inanmak kolaydır. Karanlık bir yol yürürken, insan umudu büyütmek ister; çünkü umut, karanlığın içinde en çok ihtiyaç duyulan şeydir. Ben de seni böyle bir yerden gördüm: Sanki yolumu aydınlatacak bir güç gibi, sanki varlığınla adımlarımı daha sağlam attıracak biri gibi. Belki çok uzun zamandır kimseye yükleyemediğim bir anlamı sana yükledim. Belki de görmek istediğim ışığı senin sesine yerleştirip orada var sanmak istedim. Ama bugün, geriye baktığımda bunun bir ışık değil, karanlığın üzerine gerilmiş ince bir perde olduğunu görüyorum. O perde yırtılınca, altında saklı gerçek bütün donukluğu ve soğukluğuyla ortaya çıkıyor. Belki sen farkında bile değildin, belki ben fazla anlam yükledim, belki de sadece susuşlarında sakladığın şeyleri ben yanlış okudum. Ama sonuç değişmiyor: Bu yol, bana bir kez daha insanın kendi içindeki boşlukları başkasının varlığıyla doldurmaya çalıştığında nasıl daha da derine düştüğünü gösterdi. Kandırılmak bazen bir ihanetten değil, kişinin kendi inatla tutunduğu beklentilerden doğar. Ben de senin sesine bir rehberlik değeri biçtim. O sesin yön göstereceğine, beni ayakta tutacağına, karanlığı kıracağına inandım. Oysa kendime dönüp baktığımda, yıllardır ertelediğim bir gerçeği görüyorum: Karanlığı aydınlatacak ışık, başkasının sesiyle değil, insanın kendi içinden gelir. Başkasından gelen ışık, ancak geçici bir sıcaklıktır; kalıcı olan, insanın kendi kendine yaktığı ateştir. Bu gerçeği anlamak kolay olmadı. İçimde bir şey kırıldı; belki tam onarılmayacak, belki izi hep kalacak. Ama yine de bu kırılmanın bir ağırlığı var, bu ağırlık da bana ileride daha dikkatli yürümeyi öğretecek. Artık biliyorum ki bir sesin büyüsüne kapılıp bütün yolu ona teslim etmek, insanı en çok yaralayan yanılgıdır. Çünkü ses susar, ışık söner, insanlar değişir. Geriye sadece insanın kendi karanlığı ve onunla yüzleşme cesareti kalır.

Bugün bunu kabul etmek acı veriyor ama aynı zamanda duru bir gerçeklik taşıyor: Ben, beni aydınlatacağını sandığım bir sese tutunarak kendi yolumu karartmışım. Ve şimdi o karanlıktan çıkmanın tek yolu, başkasının sesini değil, kendi gerçeklerimi duymak.

Ve bir daha yanmayacak ateşim.

Yorumlar

    Yorum yazın

    Yorumlar onaylandıktan sonra yayınlanır. Adınız ve yorumunuz herkese açık görünür. IP adresiniz kaydedilmez.