Merhaba Dünya
Bölüm 1: Uyanmak
Sabah gözlerimi açtığımda odanın içi gri bir ışıkla doluydu. Perdeler tam kapanmamış, dışarıdaki puslu hava içeriye süzülmüştü. Kadıköy sabahları böyle olurdu: ne tam sessiz ne de gürültülü, şehrin yavaş yavaş uyanmaya çalıştığı bir saat. Gözlerimi tavana diktim, köşedeki çatlağın yerinde durduğunu fark ettim. Her şey aynıydı ama ben bir süredir aynı değildim. Kalktım, mutfağa geçtim. Kahve makinesinin fişi takılı kalmış, içinde su vardı. Düğmesine bastım, kaynama sesi evi doldurdu. Buhar cama vurdu, cam buğulandı. Parmağımla buğuyu sildim, dışarı baktım. Sokakta insanlar yürüyordu; bir manav tezgâhını hazırlıyordu, köşedeki bakkal kepenklerini açıyordu. Uzaktan martı sesleri geliyordu. Sesler birbirine karışıyordu ama bana iyi geldi. Kahvemi alıp pencerenin önündeki sandalyeye oturdum. Denizi doğrudan göremiyordum ama tuzlu havanın kokusu içeriye kadar geliyordu. Hafif bir rüzgâr perdeleri oynatıyordu. Bir an burnuma kahve kokusu karıştı, sonra dışarıdan geçen bir vapurun sesi geldi. Uzun zamandır bu kadar net duymamıştım o sesi. Eskiden bana uzak bir uğultu gibi gelirdi, şimdi tanıdık bir ses gibi geldi. Belki de uzun bir aradan sonra yaşadığım şehirle yeniden tanışıyordum. Kupa elimdeyken aklımdan eski sabahlar geçti. Aynı masada iki kişilik kahvaltılar, konuşmadan anlaşılan sessizlikler, paylaşılan hayaller… Hepsi sanki bu odada bir yerlerde hâlâ duruyordu. Masaya baktım, boştu. Ama artık o boşluk beni korkutmuyordu. Çünkü o boşlukta sessizlik değil, hatıra vardı. Defteri elime aldım, kapağını açtım. Boş bir sayfaya tarih yazdım. Altına sadece iki kelime ekledim:
“Merhaba Dünya.”
Yazarken elim hafif titredi ama cümle netti. Uzun zamandır bu kadar sade bir şey yazmamıştım. Bu iki kelime, bütün suskunluğumu özetliyordu. Bir süre o sayfaya baktım. Dışarıdan gelen motor sesiyle birlikte dalıp gittim. Sokakta çocuklar okul çantasını taşıyor, bir kadın köpeğini gezdiriyordu. Birinin kahkahası duyuldu, sonra sessizlik. Her şey çok sıradandı ama bir süredir özlediğim tam olarak buydu. Sıradanlık. Kahvemi bitirdim, mutfağa geçtim. Fincanı lavaboya koyarken camda kendi yansımamı gördüm. Yüzüm yorgundu ama ilk defa huzurluydu. Kendi kendime fısıldadım: “Bu şehir hep burada olacak. Ama ben artık başka biriyim.” O sabah hiçbir şey değişmedi ama ben uzun zamandır ilk kez gerçekten uyandım.
Beğendiyseniz paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.