Mutsuzluk Üzerine
Nedeni bilmediğimiz sebeplerle mutsuzluğumuzu taçlandırdığımız zamanlar oluyor. Aslında “yeni biriyle tanıştım, onunla konuşurken kendimi daha iyi hissediyorum” size söylenen mutsuz oluruz cümlesinin kamufle olmuş hâlidir. İnsan, doğup büyüdüğü hayatında her zaman mutlu yaşamamıştır. Ama mutsuzluğun kendisine ait olduğunu düşünerek çevresinden soyutlanmamıştır da. Gerçekte bir insan mutsuzsa, bu mutsuzluğunu yalnızca sevdiğini düşündüğü kişiye değil, tüm çevresine gösterir. Ama durum öyle değildir; bazı insanlar sizden ve size ait olan her şeyden kaçarken en büyük rolünü size karşı oynar. Vicdanının ağırlığıyla ağlamaya başladığında, bu gözyaşlarının size ait olduğunu düşünebilirsiniz. Fakat hayır… O gözyaşları size değil, yaptığı ihanetin vicdanını yüzlerce parçaya ayırmasının sonucudur. Bu ihaneti yapanlar, buradan sonrasını okumaz. Çünkü gerçekler yüzlerine tokat gibi çarptığında kaçmak, onların en iyi bildiği şeydir.
Konuya dönersek: Mutsuzluğunuzu sağa sola bir çiçek tohumu gibi serpebilseydiniz, içinizdeki acıyı dindirmek için bir kurban seçmek zorunda kalmazdınız. Ama hepimiz biliyoruz ki, en büyük kurban tüm benliğini verebilen insandır. Çoğumuz hayattan ya da kendi hayatımızdan böyle koparıldık. Ben yalan söyleyebilen biri değilim. Ama içimde, insanlara olan güvensizliğimin haklılığını her zaman alkışlayan bir deliyle yaşıyorum. Anlattıklarım, birçoğumuzun hayatında olması muhtemel zincirlenmiş yaşanmışlıklardır. Ve yine değişmeyen bir gerçek vardır: Birine gönül bağıyla sevgi besliyorsanız, onun mutluluğuna ya da mutsuzluğuna odaklanmazsınız. Onun size neler kattığına, hayatınızda hangi karanlıkları aydınlattığına bakarsınız. Ama ihaneti yapanlar, vicdanlarının işkencesini birkaç damla gözyaşıyla bitirdiklerini sanırlar. Sonra da hayatlarına kaldıkları yerden devam ederler. Bana göre omurgasız türlerin bile bu kadar kötü olamayacağını düşünüyorum. Bu sözlerim size bir hakaret gibi gelebilir ama unutmayın: Size yapılan hakaretin yanında bir omurgasızın davranışları bile incitmez. İnsanoğlu yolun ayrımına geldiğinde ilk kurban ettiği şey mutsuzluğu değildir. Asıl kurban, size ait tüm sevginin bedeliyle oynanan ihanettir. Ve sizi, kendi mutsuzluğuna inandırmaya çalışanlardır. Bazen düşünüyorum da mutsuzluk aslında insanların birbirine hediye ettiği en ağır yük. Kimse istemez, kimse seçmez; ama bir bakmışsınız ki size en yakın olanın çantasından çıkıp sizin sırtınıza bırakılmış. Sonra o yükle yaşarsınız, onunla uyursunuz, onunla uyanırsınız. Ve en acısı şudur: O yükü taşıyan sizsiniz ama taşımanın sebebi hiçbir zaman siz olmazsınız. İnsanların mutsuzluklarını başkalarına bulaştırma huyu vardır. Çünkü içindeki acıyı sahiplenmekten korkarlar. Oysa acıyı sahiplenmek, insanın en büyük cesaretidir. Kaçanların, bahanelerle kendini aklayanların, “mutlu oluyorum” yalanlarıyla kendini kandıranların asıl korkusu işte budur: Acıyla yüzleşmek. Bir ihanetin yarattığı enkaz, sadece kalpte değil, vicdanda da yaşar. Ama bazıları, vicdanlarını bile susturmayı öğrenmiştir. Onlar için gözyaşı bir tiyatrodan ibarettir. Rolünü oynar, perdesini kapatır, yoluna devam eder. Geriye siz kalırsınız; sırtında yük, avucunda kırık güven, içinde tarifsiz bir boşlukla. Ama unutmamak gerekir ki, mutsuzluk da ihanet de insanı yıkmaz. İnsanı asıl yıkan şey, sevginin değerini bilemeyenlerin ardından hâlâ onları düşünmeye devam etmektir. Çünkü sevgiyi hak etmeyenlere verilen emek, insanın kendi kalbinden çaldığı en büyük ihanettir. Belki de bu yüzden, mutsuzluk dediğimiz şey bir ceza değil; bir öğretmendir. Kime güvenmeyeceğini, kim için ağlamaya değmeyeceğini, kim için hayatını yakmayacağını gösteren acımasız ama dürüst bir öğretmen… Ve sonunda anlarsınız: Birini kaybetmek aslında hiçbir şey kaybetmek değildir. Çünkü size ihanet eden, sizi mutsuz eden kişi zaten hiç sahip olmadığınız biridir. Sahip olduğunu sandığınız, aslında bir yanılsamadan ibarettir. İşte insan burada güçlenir. Mutsuzluğun yükünü başkalarının oyunlarından sıyırıp kendi omzuna aldığında, gerçek iyileşme başlar. Çünkü mutsuzluğunu kabullenmek, başkasının ihanetini değil, kendi gücünü görmeye başlamaktır.
Beğendiyseniz paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.