Deneme 3 dk okuma

Nasılsın?

Eski Defterden · 20 / 21

Biraz korkularım var aslında; korkularım seninle olmayacak olan geleceğimden değil de senin bir gün olmak istediğin geleceği göremeyecek oluşumdandı. Bugün hava biraz daha aydınlık ya da ben hayatımda olmasını istediğim değişikliklerin olmayışını görmeye başlıyor da olabilirim, tam kestiremiyorum bir şeyleri. Fotoğraflarındaki umutsuzluğunu bu sabah aynada kendimde gördüm; gözlerim biraz çökmüş gibi, sanırım kendimi yok etme planlarım biraz daha hızlı ilerliyor. Sana dair biriktirdiğim her şeyi silmek güzel ama sildiğim her şeyin geri getirme özelliğini bilmek daha da güzel, çünkü silmek istesem de beynim buna izin vermiyor. Bugün sayamadığım gün kadar uzak olduğun günlerin kaçıncısı olduğunu hatırlamıyorum. Sana yazdığım günaydın mesajlarının yenisini ekledim listeye; bunu bir olması gereken olarak görüyorum sanırım, çünkü sana yazmak kadar güzel olan bir şey daha yok sanırım, çünkü denedim, sana yazabildiğim kadar yazamıyorum kendime. Zaten hayatımın hiçbir döneminde kendim için bir şeyler yapmadım. Bundan sonraki hayatım için, kendim için bir şeyler yapma fikrim var mı bilmiyorum ama sana dair yapmam gereken her şeyin bir listesini hâlâ güncelliyorum kendimde. Umutsuz olmuyorum; sana yazdığım yüzlerce sayfanın belki bir kitabın, belki bir şiirin sana dokunması için yazmıyorum zaten, çünkü insan biliyor bazı pişmanlıkların tekrar yapılacak kadar güzel olduğunu. Düz bir insan olmaya karar verdim mesela; hayatımda olan tüm zararlı yazılımları çıkarttım kendimden, insanları araştırmaktan, teknolojinin kötü taraflarını kendimde beslemekten vazgeçtim. Kendim için yapmadım mesela bunu da, çünkü bunları biliyor olmak hayatımda olan, hayatımda olmak isteyen insanlar için haksızlık gibi geliyor. Birileri yaşıyor, birileri yaşayanları izliyor gibi geliyor bana ve ben yaşamayan seni izlemek istemiyorum sanırım. Neyse ki mutluluğunu paylaşacağın insanların çevrende var oluşu seni biraz daha güçlü kılıyor. Yaşamayı öğreniyorum mesela; meyve yemeye devam ediyorum, meyve güzel. Öğrendim narın lekesinin çıkmadığını; hatıra olarak bıraktığım bir tişört üstünde kalsın öyle, en azından öğrendim diyorum. Çabalamak gerekiyor diye kendime kızıyordum ama çabalayarak sevmek insanın kendi içindeki sevgiyi yok ediyor; bu haksızlığın kendimize yapılması doğru değil. Birini sevebiliyorsan o da seni sevebilmeli; parklarda her zaman çiçekler yetişmiyor. Biri gidiyorsa hayatımızdan, birileri gelecek umuduyla yaşamamak gerekiyor; çünkü birileri gittiğinde sen de onunla gitmiyorsun. Mesela bunu da denedim; gidebiliyorken sen, ben gitmeyi deneyip gidemiyorum. Bir lunaparkın kapısındayım; solumda atlıkarınca, sağımda çarpışan arabalar ve ne gülüşler var ne anlamını bilmediğimiz oyuncak şarkıları. Sessizliğin sesini dinliyorum şimdi; günleri saymıyorum, sadece güneşin doğuşu ve akşamın oluşu kısmı var bende. İlk başlarda zor gibi geliyor bu kadar kısa sürede bu kadar çok anlam yüklemek kısmı sanırım. Garip geliyor; korkularını fark ettim şimdi, korkularının olması kadar doğal olan kısmı aynı korkuları bir başkasının da senin için yaşıyor olması belki de. Anlamsız bir cümle gibi geliyor, öyle değil mi? Aslında anlamsız değil; biz birbirimizin hayatını tamamlamak yerine birbirimizin olmayan hayatlarını görmek istemiş olabiliriz. Doğru olan zaman değildi ya da doğru olan yoktu sanırım; dönüp arkama baktığımda doğru olan bir şeyler göremiyorum ya da her şey doğruydu ama o doğrular içinde olması gereken ben değildim. Kalbinde birinin olması normal ama hem kalbinde hem zihninde birinin olması kötü bir durum. Oysa ne kadar çok ortak yönü varsa insanın, o insanların birbiri için yaratılması gerektiğini düşünürdüm. Aslında olay yaratılma kısmı değil de aynı ortak yönlerin birilerini severken bile aynı olması kötü oluyor. Bu yazıyı yazarken birçok kez duraksadım çünkü sana yazmam, anlatmam gereken ne varsa bir yazıya sığdıramazdım. Seni anlayabilmek güzeldi ama sana olan seni anlatabilecek kadar zaman olmadığı bölüm biraz üzücü geliyor. Geçiyor değil mi? Hayatımızda neler geçmedi, neleri yaşamadık ki; izi kalsa da hayatımızda neler bizden gitmedi. Küçük bir sırt çantası ile başlayan hayatım şimdi devam etmiyor benim. Çünkü yürüyecek kadar bir ağırlığım, kararlar verecek kadar kararlılığım kalmadı kendimde.

Sonunun ne olacağını bilmiyorum; yaşamak için yaşıyorum çünkü yaşamamak gibi bir ayrıcalığı kendime bırakmak istemiyorum. Yaşamadığım her süre için seni düşüneceğim çünkü yaşadığımı hatırladığımda sen vardın. Yaşadığımı hatırlamam gereken bir gün mutlaka seni göreceğim çünkü sana olan inancım kendime olan saygımı yendi.

Yorumlar

    Yorum yazın

    Yorumlar onaylandıktan sonra yayınlanır. Adınız ve yorumunuz herkese açık görünür. IP adresiniz kaydedilmez.