Öldükten Sonraki Notlarım 9
Hayat bazen insanın omuzlarına öyle bir ağırlık bırakır ki ne nefes almak kolaydır ne de geçmişi düzenli bir yere koymak. Bir şeyler kopar, kırılır, dağılır; sonra herkes bir ağızdan aynı cümleyi kurmaya başlar: “Düzelir… Zamanla geçer… Kendini toparlarsın…” Sanki o kopuşun neyi alıp götürdüğünü biliyorlarmış gibi konuşurlar. Bir kısmı gerçekten iyi niyetlidir ama iyi niyet bile bir noktadan sonra insana taş gibi oturur. Çünkü aynı umut, aynı boş teselli, aynı tekrarlanan sözler artık insana fayda değil yük olur. Asıl yoran ise şudur: Hayatından çekip gitmiş, geri dönüp bakma zahmetinde bile bulunmamış birinin, kopuşun sorumluluğunu üzerinde hiç taşımıyormuş gibi sana umut anlatmaya kalkması. Sanki senin acının dışında, temiz bir yerde duruyormuş da oradan yukarıdan bakarak konuşuyormuş gibi. Kopan şeyin izini en iyi sen bilirsin, acısını en derin sen taşırsın ama bir tek o bilmezmiş gibi davranır. Üstelik aynı cümleleri kurar; sana güç dilemeyi, sana sabır öğretmeyi kendine görev sayar. Oysa senin yıkımında en çok payı olan kişi odur. İnsanı asıl tüketen bu çelişkidir: Bir yandan çevredeki insanlar “düzelecek” diye tutturur, diğer yandan hayatından çıkmış biri sana aynı sahte sakinlikte konuşur. Biri iyi niyetle yoruyor, diğeri yaptığı şeyin farkında bile olmadan. Gülümseyerek, hiçbir şey olmamış gibi, sanki yarayı açan o değilmiş gibi… İşte o an anlarsın, bazı insanlar hem yarayı açıp hem merhem olmaya kalkar hem yıkar hem teselli ettiğini sanır. Bu iki yüzlülük, insanın içindeki son sabrı bile bitirir. Artık yorulduğunu fark edersin. Konuşulan her cümle, söylenen her teselli, verilen her umut seni daha da yıpratır. Çünkü toparlanmak onların istediği şekilde olmaz; hiçbir dış ses seni düştüğün yerden kaldırmaz. Senin yıkımını yaşamayan hiç kimse, senin yeniden kurmanı sağlayamaz. İyileşmek için ne söz yeter ne iyi niyet. Bazen tek gereken şey, insanların susması ve senin acınla yalnız kalmana izin vermesidir. Kopan bir hayat yeniden kurulur mu, zaman gösterir. Ama bir gerçek vardır: Kopuşun sebebi olan insanların sana umut anlatmaya hakkı yoktur. Ne yaşattıklarını unutup ne hissettirdiğini inkâr ederek, dışarıdan akıl dağıtmaya da. Çünkü senin acının ağırlığını, onların kurduğu hiçbir cümle taşımıyor.
Bu yüzden artık yorgunsun. Çünkü herkesin ağzına doladığı umut, sana çare olmuyor; aksine daha da yaralıyor. Başkalarının temennileriyle değil, kendi sessizliğinle iyileşeceğini biliyorsun. Ve belki de ilk kez, kimsenin umuduna değil, sadece kendi gerçeğine ihtiyaç duyuyorsun.
21.11.25
Beğendiyseniz paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorumu siz yazın.