Deneme 2 dk okuma

Var Olmayan Dünya

Örneklerini verdiğim tüm yaşam hikâyelerin içinde, hâlâ gülebilen insanların varlığını görmek beni mutlu ediyor. Tüm bu yaşam, tüm bu olması gerekenler sanki bir senaryonun muhteşemliği ile ilerliyor. Herkes ayrılabilir, yıllarca küsen insanların yıllar sonra barışabilmesi, sevdiğimiz insanları bir yabancı gibi görebilmek bana hep bir senaryo gibi geliyor. Belki de zihnimde yarattığım bir dünya içerisinde yaşıyorum. Yazmaya başlayalı çok uzun zaman oldu, hiçbir yazımı bir yerde yayınlamadım. Belki yazdıklarım çok kötüydü, belki okuyanların bu gerçekle yüzleşmesinden korktum. İnsanları izlemeyi seviyorum; insanların hayatlarını kendi kafamda farklı şekilde kurgulamayı, hatta davranışlarına, yaşamlarına uygun müzikler ekleyip bir film gibi izlemek beni mutlu ediyor. Psikoloğum bu durum benim için insanları tanıma konusunda yanlışa yönlendireceğini düşünüyor. Aslında bana göre görmek istediğim hayatın bir filmini izliyorum. Senelerce yaşanılan yaşamların benim gözümde görünebilse, belki kurguladığım hayatı sevebilecek insanlar olabilirdi. Bir arkadaşım yazdıklarımın aşırı melankolik ve ağır olduğunu söylemişti. Ben yaşadıklarımı, gördüklerimi yazmayı seven biriyim. Çünkü bu hayatın bir eğitimi olmadığını çok küçük yaşta öğrenmek zorunda kaldım. Belki de insanları yeniden kurgulamam, yaşadığım hayatın içerisinde onların da aynı hayatı yaşamaması üzerineydi. Saat kavramım olmadığı gibi uyku ile aram da pek bulunmamakta. Peki, gördüğüm insanların içinde kendime ait parçaları yerleştirip yaşamlarını izleme şansım olsa, mesela neyi görmek isterdim? Bunu hep merak etmişimdir. Teknolojinin bu kadar ilerlediği bir zaman dilimi içerisinde, telefon denilen bu muhteşem iletişim aracı, hayalini kurguladığım insanlığın aslında olmadıkları yaşamlarını oluyor gibi göstermesiyle bir anlam kazanıyor.

Şimdilerde birçok uygulamanın varlığını öğreniyorum; birkaç muhteşem fotoğraf, basit bir biyografi ile kurguladıkları hayatın içinde olmadan yaşamayı bir görev edinenlerin varlığını biliyor olmak. Sanırım zihnim bu tarz bir uygulama, çünkü olmayan hayatların içerisine bıraktığım bu insanların yaşamlarını bu şekilde kurgulayıp sonuçlarını bildiğim hayat içerisinde yaşamalarını izliyorum. Üzülmesini hiç istemediğim karakterin kurguladığım hayat içerisinde üzüleceğini görmek beni heyecanlandırırdı. Fakat parmaklarım yazmaya izin vermediği gibi, içimdeki bu deli de “saçmalama” demekten kendini alıkoyamaz. Bir dünya var olmalı isterdim. Ayrılıkların olmadığı fakat mutsuzluğun da insanı derinden yaralamadığı bir dünya. Göğündeki grinin bile insanlara bir şeyler anlattığı bu dünya gerçek olmalıydı. Yaşamım boyu bir hayatım olmayacağını bildiğim bir dünya içerisindeyim şimdi. Ne yazmak istediğimi biliyorum. Neyi yazmak zorunda kaldığımı bilerek inşa ediyorum. Hayat olması gerektiği gibi aktığında müdahale edebiliyor ve kaliteli müzikleri her zaman bir tema olarak kullanıyorum.

Güzel bir dünya değil belki, yaşanması gereken bir dünya olmasını istiyorum. Sıcak bir mahalle ilişkileri değil, soğuk bir üniversite dostluğu hiç değil.

Yorumlar

    Yorum yazın

    Yorumlar onaylandıktan sonra yayınlanır. Adınız ve yorumunuz herkese açık görünür. IP adresiniz kaydedilmez.